|
Tercüme, bir dildeki mesajın, kaynak dildeki anlam ve verilmek istenen mesaja sadık kalınarak başka bir dile, hedef dili konuşan kişiler tarafından açık ve eksiksiz bir şekilde anlaşılacak şekilde aktarılmasına denir. Tercümesi yapılmak istenen metine "kaynak metin" ve benzeri şekilde tercüme yapılmak istenen dile de "kaynak dil" denir. Tercüme sonucunda ortaya çıkacak olan metine "hedef metin" ve tabiki dile de "hedef dil" denir. Tercüme, her iki dilin de dil bilgisi kuralları, bağlam durumları ve şartları ile deyim gibi kısıtlamaları içeren bir dizi özelliği dikkate almalıdır. Tercümenin "bire bir" kelime eşleşmesi olması gerektiği şeklinde toplumda oluşmuş bir yanlış algılama söz konusudur. Tercüme işleminin mekanik bir işlemmiş gibi algılanıp her kelimenin bire bir karşıtının hedef dilde aranması anlamsızdır. Kimi zaman moda mod olarak da adlandırılan bu tercüme metninde dil bilgisi, bağlam, şartlar ve deyimlerin olması tabiki beklenemez.
Tercüme işleminde deyimlerin kullanımına ilişkin olarak bir dilden diğer dile tercüme edilirken "karıştırma" potansiyeli bulunmaktadır. Çünkü her iki dilde tercümanın beyninde şekillenmektedir. Bu tarz karışmalar dilbilimsel hibridler ortaya çıkarır. Bunlara örnek olarak ise İngilizce ve Fransızca dillerinin karşımı olan "Franglais", İspanyolca ve İngilizce dillerinin karışımı olan "Spanglish", Polonyaca ve İngilizce dillerinin karışımı olan "Poglish" ya da Portekizce ve İspanyolca dillerinin karışımı olan "Potunol" gibi terimler ortaya çıkmıştır.
Tercüme sanatı en az yazılı edebiyat kadar geçmişe dayanır. Sümerlilerin Gılgamış Destanı bilinen en eski edebi çalışmalardan biridir. Bu eserin M.Ö. 2. yy bir çok Asya kökenli dile tercümelerinin gerçekleştirildiği görülmüştür. Gılgamış Destanı, İncil ve Tevrat' ın ilk yazaIları tarafından kendi dillerinde okunmuş olabileceği ortaya atılan iddialardan bazılarındandır.
Bilgisayarın icad edilmesiyle birlikte, tercüme işlemine yardımcı olması amacıyla (bilgisayar destekli tercüme) ya da bilgisayarları yazılı metinleri diğer dillere otomatik olarak tercüme etmek amacıyla, tercüme bir şekilde mekanik bir hale getirilmeye çalışılmaktadır.
Etimolojik olarak "tercüme" "karşıya taşıma" ya da "karşı karşıya getirme" anlamı taşımaktadır. Latin kökenli bir kelime olan "translatio" "transferre" (anlamı: aktarma- değiştirme - "trans - karşı" + "ferre -–taşımak, getirmek") kelimesinden türemiştir. Modern Roma, German ve Slavik Avrupa dilleri bu kavram için eş değer konseptler türetmiştir. Örneğin Fransızca "traduction" ya da İngilizce "translation" ve Romence "traduceri" gibi. Bunlara ek olarak Yunan kökenli bir kelime olan "metaphrasis" (karşısında konuşmak), İngilizce'ye "metaphrase" kavramını sokmuştur. Metaphrase " kelime – kelime tercümesi" anlamına gelmektedir. Ve "paraphrase" yani bir ifadeyi başka kelimeleri kullanarak anlatma işi ise bu ifadenin zıttı olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu kelime de benzeri şekilde Yunanca'dan gelmektedir "paraphrasis".
Tercüme ile yani tanışanlar zaman zaman tercümenin – istikrarlı, ve farklı dillerdeki kelime ve kelime grupları arasındaki varolan bire bir korrelasyon, aynen kriptografi de olduğu gibi tercümenin sabit ve tekrar çoğaltılabilir bir şekilde oluşturulduğunu düşünür. Bu gibi tercüme ile yani tanışan adaylar, bir tercüme sözlüğü ya da kod kitabı kullanarak metini şifereleme ve deşifreleme işlemi şeklinde gerçekleştirebileceklerini düşünmektedir.
Tercüme konusundaki en büyük yanılgı ise ikinci dili olan birisinin iyi bir tercüman olabileceği düşüncesidir. Tercüme toplumunda, en iyi tercüme metinlerinin, hedef dili ana dil olarak konuşan kişiler tarafından tercüme edilen diller olduğu görüşü hüküm sürmektedir. Bundaki temel inanış ise bir dili ikinci dil olarak konuşan kişinin o dili akıcı bir şekilde ve tüm özelilkleri ile ifade edebilme yeteneğine henüz kavuşmamış olmasıdır. İyi bir tercüman kaynak dili çok iyi anlar ve ilgili metine ilişkin olarak bilgi sahibidir ve hedef dilde de iyi bir yazardır. Tercümenin sanat mı yoksa bilim mi olduğu konusunda da bir takım spekülasyon bulunmaktadır. Gregory ve Rabassa gibi eebi tercümanlar, If This Be Treason adlı eserde, tercümenin öğretilebilir bir olgu olarak bir sanat olduğunu savunmaktadırlar. Diğer tercümanlar, daha çok teknik, ticari ve hukuk metinleriyle oluşan kişiler başta olmak üzere, tercümeyi bir bilim olarak tanımlamışlar ve yine öğretilebileceğini savunmuşlardır.
Diğer insan eserlerinde de olabileceği gibi, sanat ve bilim arasındaki fark göreceli olarak değişebilmektedir. Çok basit olarak düşündüğümüz bir doküman bile, örneğin bir broşür, teknik terminolojinin ötesinde özel dilbilimsel becerilerin varlığını gerektirmektedir. Pazarlama kaygısı ile üretilmiş herhangi bir materyal broşürde firmanın üretmiş olduğu ürünleri yansıtır. En iyi tercümeler teknik tercüme becerisi ve düzgün yazma yeteneklerinin bir araya getirilmesi sonucunda ortaya çıkmaktadır.
Tercüme bir çok tanınmış yazar için yıllarca bir yazı okulu görevini görmüştür. İncil'in ilk yazarlarından lan modern Avrupalı tercümanlar dahil olmak üzere tercümanlar, tercümesini gerçekleştirmiş oldukları dillere aslında şekil veren kişiler olmuşlardır. Kültürler ve medeniyetler arasında bilgi ve becerilerin aktarılmasında birer köprü görevi görmüşlerdir. Düşüncelerle birlikte, kaynak metinlerden kelime dağarcığı ve dil bilgisi yapılarını kendi dillerine bir şekilde taşımışlardır.
|